Psikanalitik Oyun Terapisi

  • Psikanaliz Sigmund Freud tarafından geliştirilmiştir. Klasik psikanalizde hasta bir şezlonga uzanmakta ve serbest çağrışım yöntemi ile aklına gelenleri söylemektedir. Bu yolla hastanın bilinçsiz içeriği bilinç alanına taşınmaktadır. Önceleri arapsaçı gibi görünen bu içerik zamanla bir anlam kazanmaya başlar. Terapist burada ortaya çıkan bu içeriği psikanaliz ilkelerine göre hastaya yorumlar. Freud yetişkinler üzerine terapiler yapmış ama çocuklar üzerine terapiler yapmamıştır. Hans adını verdiği bir çocuğu uzaktan takip etmiştir. Küçük Hans vakasını anlattığı kitabında babasının aktardığı kadarı ile Hans’ın oyunlarını analiz etmiş ve bunu onun iç dünyasını anlamada kullanmıştır. Hans’ın eşyaları dizip tırmanmasını ve atçılık oynamasını yorumlayarak Hans’ın fobisini çözmeyi hedeflemiştir.

    Klasik psikanalizin çocuklara uygulanamayacağı kısa sürede anlaşılmıştır. Çünkü klasik psikanalizde hastanın konuşması gerekmektedir çocuklar ise kendileri hakkında pek konuşkan değillerdir. Üstelik konuşurken de psikanalizin yasalarına pek bağlı kalamazlar. Üstelik çocuğun psikanaliz seansı sırasında hareket etmeden şezlongda uzanıp beklemesi de pek mümkün görünmemektedir. Bu durum erken dönem psikanalizciler tarafından anlaşılmış ve onları çocukla çalışırken yeni yöntemler aramaya itmiştir (Zülliger, 1955).

    Hug Hellmuth çocuklarla psikanalitik çalışmalar yapan ilk kişi olarak bilinmektedir. Helmuth, çalışmalarında resim ve ara sıra oyun kullanmasına rağmen belli bir teknik geliştirmemiştir. Helmuth, 6 yaş altındaki çocukların psikanalizine ise hiç girişmemiştir, (Klein, 1955).

    Psikanalitik oyun yaklaşımın öncülerinden biri Freud’un kızı Anna Freud’dur. Anna Freud’un geliştirdiği tekniğin özü şöyledir: Çocuk uzun süre kendi seçtiği oyuncaklarla oynatılır. Oyuncaklar oyuncak dolabından seçilir. Çocuk oyunu kendi kurar. Çocuğu psikanalizden geçiren hekim, çocuk tarafından oynana birçok oyunu gözlemler, oyunda saklı yatan anlamları keşfeder ve bunu ihtiyatlı şekilde çocuğa sunar.

    Psikanalitik oyun yaklaşımının diğer bir öncüsü Melaine Klein’dır. Klein çocuklarla yaptığı ilk çalışmaları 1919 yıllarında çocukların evinde ve çocuğun oyuncakları ile yapmıştır. Çocuk oyunda fantezi ve anksiyetelerini ifade ettikçe Klein’de tutarlı bir şekilde bunları çocuğa yorumlamıştır. Bu yorumlama sonrasında oyunca değişik malzemelerin çıktığını görmüştür. Klein bu çalışmaları Psikanalitik Oyun Terapisi’nin başlangıcını oluşturmuştur.

    Klein 1920 ile 1923 yıllarında diğer çocuk vakalarıyla daha da deneyim kazanmıştır. 1923 yılında psikanalize aldığı iki yaş dokuz aylık bir çocuğun tedavisinden sonra tekniği daha da kavramsallaştırmıştır. Rita adı verilen, hayvan fobisi ve gece terörü olan bu çocukla yaptığı çalışmalar sonucunda yorumun terapideki gücünü görmüş ve terapinin bir parçası haline getirmiştir. Bu durumu kendisi şöyle ifade etmektedir: “Freud’un rüyaları yorumlamasına benzer bir şekilde, çocuğun oyununa yaklaştığımda onun bilinçdışına girebildiğimi gördüm.”

    Klein oyunu nasıl yorumladığına kendi makalesinden örnek verilebilir. Klein’e bir gün okulu sevmeyen, başarısı arkadaşlarından düşük olan 7 yaşında bir kız getirilir. Klein bu kızın oyununda kendisi ve bir erkek yerine koyduğu bir oyuncak ile yoğun olarak oynadığını görür. Diğer oyuncaklar bu ikisinin oyununu izlemek istediğinde kızılıp kenara konur. Bu iki çocuk oynadığında sürekli kaza çıkarmakta ve etrafı dağıtmaktadır. Klein diğer gözlemlerine de dayanarak çocuğa bir erkek çocuk ile kendisi arasında cinsel bazı şeyler olmuş olabileceği, bunun da onu rahatsız ettiği ve belki de bu nedenle okula gitmek istemediği yorumunu yapar. Çocuk tepki vermez ancak oyunda yeni malzemeler getirir. Bu seanstan sonraki seanslarda rahatlama görülür. Klein, bu rahatlama ve yeni malzeme gelmesini yoruma bağlar. Bu nedenle oyun terapisinde merkeze yorumu alır. Terapist doğru yorum yapmadığında oyunda yeni konuların çıkmayacağına ve oyunun tedavi edici yönde ilerlemeyeceğine inanmıştır. Küçük çocukların da yerinde yapılan yorumları anladığını belirtmiştir. Yorumların kısa net ve çocukların dili ile yapılmasını istemiştir. Anna Freud’dan farklı olarak Klein, yorum için uzun süre beklemeye gerek olmadığına inanır. Analist bir şeyler sezer sezmez bunu çocuğa yorumlamak gerektiğine inanmıştır.

    Klein odasında küçük figürler bulundurmaya özen gösterir. Oyuncakların deneyim ve fantezileri ifade etmeye imkan tanımaktadır. Bu amaç için, oyuncakların mekanik olmamasının ve insan figürlerinin yalnızca renk ve büyüklüklerinin farklı olması ve belirli bir mesleği belirtmemesi gerektiğini belirtmiştir. Oyuncakların basit olmalarını önemser. Çünkü aynı oyuncak ortaya çıkan malzemeye göre farklı farklı durumlarda kullanabilmektedir. Klein, her bir çocuğun oynadığı oyuncağı ayrı çekmecede tutmuştur. Bu durumu hastanın paylaştığı serbest çağrışımların danışan ile terapisti arasında kalmasına benzetir.

    Klein psikanalitik oyun tekniğinin kullanılacağı odada bulunması gereken malzemeleri şöyle sıralar: Yıkanabilir bir zemin, akan su, bir masa, birkaç sandalye, küçük bir kanepe, birkaç yastık ve çekmeceli dolap. Odadaki oyuncaklar ise şöyledir: tahtadan erkek ve kadın (genellikle iki büyüklükte), arabalar, el arabası, salıncaklar, trenler, uçaklar, hayvanlar, ağaçlar, tahtalar, evler, çitler, kağıt, makas, bıçak, kurşunkalemler, tebeşirler veya boyalar, yapıştırıcı, toplar ve misketler, şekil verilebilen hamurlar ve ip. 

    Klein analist tarafından sağlanan oyuncakların tanımladığı şekilde, basit ve küçük olup, mekanik olmaması gerektiğine inanmıştır. Bununla birlikte çocukların terapiye oyuncak getirmesine müsaade etmiştir. Klein oyuncakları oyun analizi için mutlak gerekli görmemiştir. Resim, biraz su ve birkaç kap ile oynanan oyunlarla, ya da rol oyunları ile de çocuk analizinin yapılabileceğine inanmıştır.

    Erken dönem önemli çocuk psikanalizcilerden biri de İsviçre’li Hans Zülliger’dir. Hans Zülliger kendi çocukla çalışmalarının sonucunda çocukların bazen kendilerine yorumda bulunulmadan sadece oyunla ruhsal sorunlarından kurtulduklarını görür. 1935 yılında Psikoterapi Uygulamasında Çocuk Oyunun Yararları üzerine yazı yazar ve burada yorum olmadan yapılan ‘salt oyun tedavisi’ yönteminden bahseder. Bu yöntemde bilinçsiz içeriklere başvurmaya gerek yoktur. Zülliger bu tekniğe uzun ikilemler sonucunda ulaştığından bahseder. Çünkü önceleri iyileştiren şeyin yorum olduğunu düşündüğü için yoruma sıkı sıkıya bağlanır. Ancak zamanla yorumu şart olarak görmekten vazgeçer. Hatta “Yorumlara uzun süre tedavide başvurulmamalı, yorum tekniğinden ancak kaçınılmaz durumlarda yararlanılmalıdır” demiştir (Zülliger, 1955, sh. 104). Zülliger, önemli olanın çocuğun yaşaması olduğuna inanmıştır.

    Çocuk psikanalizin diğer öncülerinden biri de Winnicout’dur. Winnicot oyunla ilgili psikanaliz literatüründe yerini bulmayan bir şeyler olduğuna inanmıştır. Winnicot (1955) kendinden önce çocuk psikanalistleri oyunun içeriğine odaklandıkları için eleştirmiştir. Ona göre oyunun içeriğine aşırı odaklanan analistin çocuğu görmeyebilir. Winnicout oyunu sağlıklı olmanın göstergesi olarak görmüştür. Winnicout (1955, sh. 62) şöyle der: “Doğal olan oyun oynamaktır. Psikanalizse yirminci yüzyıla özgü son derece karmaşık bir olgudur. Sadece Freud’a değil, aynı zamanda oyun oynama denen doğal ve evrensel olan şeye ne kadar şey borçlu olduğumuzu analiste sürekli hatırlatmakta fayda vardır.”

    Winnciout çocuğun oyundan yararlanmasının tek yanının psikanaliz olarak varsayılmasını dargörüşlülük olarak görmüştür. Oyunun kendisini bir terapi olarak görmüş, derine inmeden ve yorum çabasına girilmeden de terapi olacağına değinmiş ve Axline’nın çalışmalarını örnek olarak göstermiştir. Winnicout yorum hakkında Anna Freud’a daha yakındır. Malzeme olgunlaşmadan yapılan yorumun telkin olacağını ve bunun da çocuğun boyun eğmesine neden olacağına değinir. Ayrıca oyunun kendiliğinden gelişmesi gerektiğini, boyun eğerek ya da rıza göstererek oynanan oyunla psikanaliz yapılamayacağına değinir. 

    Modern analitik kuramcılar bu ilk çalışmaları genişletmişler ve çocuk terapilerinde oyunun öneme sıklıkla değinmişlerdir (Schaefer). Tüm bu veriler toplandığında psikanalistler tarafından oyun terapide yararlı bir araç olarak görülmesine karşın oyunun kendisinin terapötik olması ve çocuğun tedavisinde yorumun rolü konusunda farklı düşünmüşlerdir.  

     

    Kaynakça:

    • Teber, Mehmet (2015). Çocuk Merkezli Oyun Terapisinin Çocuklarda Görünen Davranış Sorunlarının Çözümüne Etkisi. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi.