Dünyada Oyun Terapisi

  • Oyun Terapisinin ilk ortaya çıkışı çocuk psikoterapisinin çıkışına denk gelir. Terapötik oyun fikrini psikoterapi literatürüne sokan ilk kişi Sigmund Freud’dur. Freud çocuklarda oyunun üç ana işlevi olduğunu bildirmiştir. İlki çocuğun kendini ifade etmesinin arttırılmasıdır. İkincisi arzuların gerçekleştirilmesi, üçüncüsü ise travmatik yaşantıların üstesinden gelinmesidir. Freud ayrıca Küçük Hans’ı tartıştığı yazılarında oyunun önemine değinmiştir. Ne var ki Freud çocuk vaka görmemiştir.

    Oyunun terapide ilk kullanımı Hugg-Hellmuth tarafından olmuştur. Helmuth, oyunu çocuk psikanalizinin önemli bir parçası olarak görmüştür. Hellmuth terapilerinde çocuk resimlerini ve çocuğa ait olan oyuncakları kullanmıştır. Ancak herhangi bir oyun terapisi tekniğinden söz etmemiş ve bu konuda pek yayın yapmamıştır.

    Çocuğun oyunla tedavisine yönelik teknik geliştiren Freud’un kızı olan Anna Freud olmuştur. Böylece oyun terapisinin temelleri atılmıştır. Çocuk psikanalizcilerinden Melaine Klein çocuk psikoterapisinde oyunu kullanan diğer bir psikanalisttir. Ancak Klein, Anna Freud’dan farklı olarak çocuk oyunlarını yorumlamadan önce uzun süre beklenilmesini gereksiz görür.  Klein, çocuk oyununda bir şey sezilir sezilmez hemen yorumlanması gerektiğine inanmış, hatta böyle yapılmasını zorunlu görmüştür.

    Psikanalizden kaynaklanan oyun yaklaşımlarından sonra oyun Terapisinin oluşumundaki ikinci ana gelişme 1930’lu yıllarda David Levy’nin geliştirdiği ‘salınım-boşaltım terapi (release therapy)’ tekniğidir. Bu yaklaşımda terapistin temel rolü çocukta stres oluşturan durumları oyuncaklar yolu ile tekrar canlandırmaya dayanmaktadır. Gove Hambidge Levy’nin çalışmalarını Yapılandırılmış Oyun Terapisi başlığı altında genişletmiştir.

    Oyun terapisinin tarihsel gelişimindeki üçüncü önemli akım İlişki Merkezli Oyun Terapileridir. Jesse Taft ve Frederic Allen bu konudaki ilk çalışmaları yapan kişilerdir. İlişki merkezli oyun terapisinde ana değiştirici ve iyileştirici gücün terapistle çocuk arasındaki ilişki olduğu düşünülmüştür. Bu terapide geçmiş yaşantıları yorumlama ve tekrarlama girişimi yoktur.

    Kuklalar psikoloji alanında hem tanılama hem de terapi sürecinde uzun zamandır kullanılmaktadır. Fakat kuklanın terapide kullanımı ile ilgili kısıtlı sayıda araştırma yapılmıştır. Kuklanın psikoterapide ilk ve en kapsamlı kullanımı 1935’li yıllarda Bender ve Waltman tarafından yapılmıştır. Bu ikili Newyork’taki Bellevue Hastanesi’nde Psikiyatri bölümündeki çocuklara Kukla Terapisi uygulamışlardır. Daha sonraları bir çok ekole entegre şekilde uygulanan Kukla Terapisi yaklaşımları gelişmiştir.

    G. Jung’un öğrencilerinden Dora Kalff, Jung tarafından geliştirilen rüya analizinin çocuklarda pek işe yaramadığını kısa sürede fark etmiştir. Gerekçe olarak da çocukların sözel ifade becerilerinin düşüklüğünü göstermiştir. Bunun üzerine çocuklar üzerinde geçerli olan bir metot arayışına girmiştir. Kalf, 1954 yılında Zürih’te katıldığı bir kongrede Lowenfeld’in Dünya Tekniği’ni duymuştur. Bunun üzerine Kalf, Lowenfeld ile birlikte bu teknik ile çalışmaya başlamıştır. Kalf zaman içinde çocukların kumdaki çalışmaların Jung’un bahsettiği içsel psişik süreçlere denk geldiğini düşünmüş ve çalışmalarını bu konu üzerine yoğunlaştırmıştır. Zamanla zenginleştirdiği bu tekniğe Kum Terapisi adını vermiştir. Bu teknik daha sonra yaygınlaşmış ve dünyanın birçok yerinde kullanmaya başlanmıştır.

    Oyun terapisi tarihindeki dördüncü ana gelişme 1960’lı yıllarda Virginia Axline’nın çalışmasıdır. Axline, Carl Rogers tarafından geliştirilen Danışan Merkezli Terapi’nin esaslarını oyun terapisine uyarlamış ve Yönlendirmesiz Oyun Terapisi adıyla yeni bir oyun terapisi geliştirmiştir. Axline tarafından geliştirdiği yönlendirmesiz oyun terapisi tekniği daha sonraları Garry Landreth tarafından iyice kavramsallaştırılmış ve Çocuk Merkezli Oyun Terapisi adı ile anılmaya başlamıştır.

    Gelişimsel Oyun Terapisi’nin kurucusu Viola Brody 20 yıllık öğretmenlik hayatının ardından psikoterapist olarak çalışmaya başlamıştır. Bu hastanede özellikle psikosomatik sorunları olan çocuklarla çalışmıştır. Brody, çocuklarda yaptığı çalışmada temel olarak dokunma yaklaşımını kullanmıştır. Brody bu çocuklarla yaptığı çalışmalardan olumlu sonuçlar elde etmiştir. Brody hastanede yaptığı çalışmada terapinin asıl işlevinin çocuklarını gelişimi sekteye uğramış ben’ini ya da kendiliğini geliştirmek (development of self) olduğunu fark etmiştir. 1970’lı yıllara gelindiğinde Brody, geliştirdiği ekole Gelişimsel Oyun Terapisi adını vererek eğitimler vermeye başlamıştır.

    1967 yılında, Ann Jernberg Chicago’da dezavantajlı çocuklar için çalışmalar yapan Head Start programının başkanı olur ve asistanı Phyllis ile çalışmalarına başlar. Jernberg, bu programda psikolojik olarak sorunlu çocuklara yönelik bir yaklaşım geliştirmeye başlar. Zaman içinde geliştirdikleri yaklaşımı Theraplay olarak adlandırmış ve 1971 yılında Theraplay Enstitüsü kururarlar. Theraplay yönlendirmeci bir oyun terapisidir. Çocukla oynanacak oyunlar önceden belirlenmiştir. Tehraplay çocuklarla ebeveyn arasındaki ilişkiyi güçlendirmeye yönelik bir oyun terapi ekolüdür.

    1990’lı yıllarda terapistlik yolculuğuna Çocuk Merkezli Oyun Terapisi ile başlayan Byron Norton zamanla eşi Carol Norton ile birlikte Deneyimsel Oyun Terapisi ekolünü geliştirilmiştir. Demeyimsel Oyun Terapisi, İlişkisel Oyun Terapisi ile Çocuk Merkezli Oyun Terapisi’nin sentezi ve daha da geliştirilmiş şeklidir. Bu terapi çocukların dünyayı bilişsel olarak değil, deneyimsel olarak algıladığı varsayımı üzerine kuruludur.

    Yine 1900’lü yıllarda Ellis ve Beck tarafından geliştirilen Bilişsel Davranışçı Terapi yaklaşımını çocuklara uyarlamak isteyen Susan M. Knell, uzun deneyimlerin sonucunda Bilişsel Davranışçı Oyun Terapisini geliştirmiş ve bu kuramın temel dinamiklerini kitaplaştırmıştır.

    2000’li yıllarda Terry Kotman, Adler’in geliştirdiği psikolojik kuramı çocuklara uyarlayarak Adlerin Aplay Therapy akımını geliştirmiştir. Adlerian Oyun Terapisi yönlendirmeli ve yönlendirmesiz tekniklerin entegre edildiği bir oyun terapisi ekolüdür. Özellikle gücü az, özgüveni düşük ve kısıtlı iletişim becerisi olan çocuklarda etkilidir.

    Aradan geçen yüz yıl içinde onun üzerinde oyun terapisi ekolü ortaya çıkmış ve tüm dünyada kullanılmaya başlamıştır. Üçüncü nesil terapilerin gelişmesi ile birlikte Narratif Oyun Terapisi gibi yeni ekoller de kendilerini yavaş yavaş ortaya koymaya başlamıştır.

     

    Kaynakça:

    • Teber, Mehmet (2015). Çocuk Merkezli Oyun Terapisinin Çocuklarda Görünen Davranış Sorunlarının Çözümüne Etkisi. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi.