Kukla Terapisi

Layout Style I
  • Kuklalar psikoloji alanında hem tanılama, hem de terapi sürecinde uzun zamandır kullanılmaktadır. Fakat kuklanın terapide kullanımı ile ilgili kısıtlı sayıda araştırma yapılmıştır. Kuklanın psikoterapide ilk ve en kapsamlı kullanımı 1935’li yıllarda Bender ve Waltman tarafından yapılmıştır. Bu ikili Newyork’taki Bellevue Hastanesi’nde Psikiyatri bölümündeki çocuklara kukla terapisi uygulamışlardır. Kukla terapisi yolu ile çocukların ifade edemediği duygu, düşünce ve çatışmaları ifade ettiklerini görmüşlerdir. Daha sonra bu hastanedeki çocuklar için “Afrikada’ki Casper” adında bir kukla oyunu üretmişlerdir. Casper yabancılarla dolu bir dünyaya giden küçük bir çocuğu temsil etmiştir. Bu oyunu izlerken çocukların kuklalarla etkileşime girmesi sağlanmış, sonrasında ise kukla üzerinde çocuklarla tartışarak çocukların hissettiklerini kukla oyununa projekte etmelerine izin vermişlerdir. Bender ve Waltman (1936), kuklanın öfkesini ve anne-baba ve kardeşleri ile olan ilişkisini ifade etmede çok etkili olduğunu gözlemlemişlerdir. Öfke ve sevginin dengeli ifadesinin çocukta bulunan problemleri çözdüğüne inanmışlardır. Kukla oyununda asıl terapötik gücün oyun sonrasındaki tartışma kısmı olduğunu vurgulamışlardır. Bu ve benzeri oyunlar dışında Bender ve Waltman kukla atölyeleri açmışlar ve burada çocukların kendi kuklalarını üretmelerini sağlamışlardır.

    Lyle ve Holly (1941), kuklalarla çocuklar üzerinde çalışma yapmışlar ve çocukların kelimelerle ifade edemedikleri duygu ve düşüncelerini kuklalarla ifade ettiklerini görmüşlerdir. Kukla oyununda çocukla bilinçli yada bilinçsiz bir şekilde kendilerini bir kukla ile özdeşleştirirler. Çocuğun kukla üzerinde eline takarak tam hakimiyet kurması ile çocuk egosunu genişletir.

    Jenkins ve Beckh 1942 yılında parmak kuklaların ve maskelerin terapide kullanımı ile ilgili makale yazmışlardır. Jenkins ve Bech’de kuklaları Bender ve Waltman gibi grup çocuklara uygulamış ve terapideki bireysel kullanım alanını geliştirmek için çalışmalar yapmıştır. Bu araştırmacılar parmak kuklaların el kuklalarından daha işlevsel olduklarını belirmişlerdir. Jenkins çocuğun dil ile ifade etmekten çekindiği tabu, yasak, ayıp davranışların kukla ile ifade edilebileceğini, çünkü hata yapanın çocuk değil kukla olacağını belirtmiştir. Terapistin de kukla üzerinden dolaylı şekilde mesaj verebileceğini belirtmiştir.

    Hawkey (1951), kuklanın psikoterapide tanılama ve terapi amaçlı bir çok şekilde kullanılabileceği belirtmiştir. Bazı kullanımlarda çocuğun kuklayı alıp fantezilerini yansıtmasını izlemiş, bazı durumlarda çocuğun kukla ile anlattıklarını ona yorumlamış bazı durumlarda ise kuklaları kullanarak çocuklara kendisi oyun sergilemiştir.

    Kors (1963) kuklayı hem çocuk hem de yetişkinlerde kullanmıştır. Varoşçuluk merkezinde kuklaları yorumlayan Kors, kukla ile çocuğun bir katarsis yaşadığını ve bunun kendi problemlerine daha gerçekçi yaklaşmayı sağladığına değinmiştir. Kors kuklanın derin bir iç-yansımaya zemin hazırladığını ve kişinin dünyasını toplum baskısı altında olmadan ifade imkan tanıdığını belirtmiştir. Kors kukla terapilerini 3 adımda çerçevesinde yürütmüştür. Kors danışanlarından önce kuklalarla bir oyun üretmesini istemiş, böylece danışanın iç dünyasını görmüş sonra da ortaya çıkan bu oyun üzerine danışanı ile konuşmuş ve danışanın kendi dünyasını kendisinin fark etmesini sağlamıştır. Son adımda ise kişinin kendi dünyasının ortalama normal insan dünyasından nerede farklılaştığını bulmaya çalışmıştır.

    Cassell (1965) yılında hastanede yatan ve kalp kateterizasyonu yapılan çocuklar üzerinde kukla terapisinin etkisini incelemiştir. Çocuklara kendilerine yapılan medikal operasyon kukla yolu ile aktarılmıştır. Uygulamada çocuğun kukla oyununda hem doktor, hem de hasta olması sağlanmıştır. Cassell bu işlem yapılan çocukların medikal müdahaleden duygusal olarak daha az hasar aldıklarını saptamıştır. Bu çocuklar tedavinin devamı için hastaneye gelmede istekli davranmışlardır. Schuman, Marcus ve Nesse de (1973) psikiyatrik hastalar üzerinde kukla ile çalışmalar yapmıştır. Yaptıkları araştırmada kukla çalışması ile ifade edilememiş derin duyguların ifade edildiklerini gözlemlemişlerdir. Kuklalar ile hastalara sorunlarla baş etmeden yeni davranışlar öğretilebileceğini belirtmişlerdir.

    Pope, Edel ve Lane (1975), öğrenme güçlüğü olan çocuklar için kukla atölyesi düzenlemiştir. Bu atölyede önce çocuklar kendi kuklalarını yapmış, sonra bu kuklalarla oyun oluşturmuş, sonra da bu oyunu izleyiciler oyunda oynamışlardır. Bu çalışmanın çocukların özgüvenin gelişimine yardım ettiği gözlemlenmiştir. Çalışma süresince planlama yapılarak sınır, dikkat, dürtüsellik gibi konularda çocukların mesafe katması amaçlanmıştır.

    Irwin ve Shapiro (1975) kuklayı psikoterapide tanımlama amacı ile kullanmıştır. Bireysel kullanımda çocuğa 25 kukla verilmiş ve çocuğun bu kuklalardan dilediğini seçip bir hikaye oluşturması istenmiştir. Hikaye sonrasında kuklalara çeşitli sorular sorularak çocuktan elde edilen bilgi derinleştirilmiştir. Sonrasında ise çocukla deneyim hakkında konuşulur. Terapist aynı rüya materyalini analiz ettiği gibi, kukla materyalini de analiz eder.

    Burch (1980), çocukların yaşadıkları travmayı hatırlamaları, tekrarlamaları ve çalışmaları için kuklayı kullanmıştır. Travmatik olayın başka türlü çalışılmasının zor olduğu durumlarda spontane bir şekilde kuklayı bir aracı olarak kullanmıştır.

    Kuklanın Terapide Kullanımı

    Kukla terapide bir çok şekilde kullanılmıştır. Bu kullanımları kısaca şu şekilde özetlemek mümkündür:

    • Çocuk kuklaların karşısında serbest bırakılır. Çocuk kuklalardan dilediklerini seçer ve onlarla ilgili bir öykü kurgular. Terapist öyküyü analiz eder çocuk hakkında içgörü edinir. Bu yöntem kuklanın çocuğu değerlendirmede, tanılamada projektif test gibi kullanımını içerir. Terapist edindiği bilgiye göre değerlendirmesini yapar.
    • Çocuk kuklalardan dilediğini seçer ve öykü kurgular. Daha sonra terapist çocukla birlikte bu öykünün çocuk hakkında ne söylediğini birlikte değerlendirirler.
    • Çocuk kuklalardan dilediğini seçer ve seçtiği kuklalar ile bir öykü kurgular. Bu öyküyü kuklalar ile anlatır. Terapist öyküyü öykü içindeki çözümsüzlükleri, çatışmaları, bilişsel hataları ve duygu yüklerini yeniden düzenleyerek öyküyü çocuğa geri aktarır.
    • Terapist çocuğun var olan sorununa iyi gelecek bir oyun/terapötik bir öykü kurgular. Bu oyunu kuklalarla canlandırır. Çocuk bu oyunu izleyerek kendi sorununa yönelik bir çıkış yolu bulur.

      Kaynakça:

      • Teber, Mehmet (2015). Çocuk Merkezli Oyun Terapisinin Çocuklarda Görünen Davranış Sorunlarının Çözümüne Etkisi. Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Hasan Kalyoncu Üniversitesi.